• DÖVİZ KURLARI
    • Dolar Alış : 5.6786
    • Euro Alış : 6.5632
    • Dolar Satış : 5.7013
    • Euro Satış : 6.5895



Ekonomi Bakanlığı Yetkilileri ile Toplantı

T.C. Ekonomi Bakanlığı yetkilileri’nin sunumuyla “Ekonomi Bakanlığı Destek ve Faaliyetleri” ile ilgili bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdik. Geniş katılımla gerçekleştirilen toplantı 04.11.2017 Cumartesi günü Erol Bilecik Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Programda konuşan ATSO Başkanı Hikmet Çinçin, "Hatay ilinin ekonomik hayatına hakim sektörlerticarettarımsanayiulaştırma (nakliyecilik)  ve inşaat sanayidirHatay ilinde demirçelik mamulleriotomobil filtresitarım araç ve gereçleri ve 

 tarımsal ürünler başta olmak üzere yaş sebze ve meyve ile narenciye üretim ve ihracatı yoğun olarak yapılmaktadır. 

 

 

MOBİLYA

Antakya’da ağaç işleri sektöründe üretim yapan yaklaşık 1500 firma bulunmaktadır. Bu firmalar, büyük ölçüde, el emeğinin ağırlıkta olduğu ve ustalık gerektiren işler yapmaktadırlar. TİM verilerine göre sektörde, 2016 yılında Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri faslında 58 milyon $ lık ihracat gerçekleşmiştir. Antakya Ticaret ve Sanayi Odası olarak,bölgede KOBİ ağırlıklı sürdürülen mobilyacılık sektörünün üretim kalitesi ve kapasitesini geliştirmek

 uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmakyeni tasarımlar geliştirmek ve markalaşmak amacıyla Rekabetçi 

 Sektörler Programından yararlanarak önemli bir projeye imza attık. 

 Antakya Ticaret ve Sanayi Odası, Antakya BelediyesiDoğu Akdeniz Kalkınma Ajansı, Antakya Küçük Sanayi Sitesi KooperatifiHatay Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ve Antakya Marangozlar ve Hızarcılar Odası ortaklığında hayata geçirilen "Antakya Mobilyacılığının Geliştirilmesi Projesini (Hand Made in Hatay), 7.7 milyon avro yatırımla gerçekleştiriyoruz.  

 Antakya Mobilyacılığını Geliştirme (Anmogep) Projemiz kapsamında ilk olarak 4295 m2 alan üzerinde kurulu bir Ortak Üretim Tesisinin inşaatını hayata geçirmiş bulunmaktayız. 

 Üretim Tesisi, ileri teknolijiye sahip 20 adet makina ve üretim ekipmanları ile bölgedeki Kobi’lerin kaliteli üretim standardını yakalayarak rekabet güçlerini artıracak ve el yapımı mobilya üreticilerine üretimlerini hızlandırma ve geliştirme imkanı sunacaktır. Ortak Üretim Tesisimizin resmi açılışını bu yıl  gerçekleştirmeyi planlıyoruz.  

 Antakya Mobilyacılığını Geliştirme (Anmogep) Projemiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz bir diğer önemli atılım da Markalaşma çalışmaları kapsamında oldu. Bu hedefin ilk adımı olarak öncelikle Antakya Mobilyası Markası için Türkiye’nin en büyük reklam ajanslarından biri olan Leo Burnett firması ile bir logo ve kurumsal kimlik çalışması gerçekleştirdik. Markalaşma çalışmaları kapsamında ayrıca Antakya’nın tüm tarihi ve turistik mekanlarını inceleyerek bölgemizde bulunan 300 den fazla motifi tespit ettik.  

 Bu doğrultuda “Antakya Mobilyası” markası için toplam 63 parçadan oluşan 15 yeni koleksiyon tasarlandı ve üretildi. Yeni tasarımlar Ocak 2017’de Istanbul’da gerçekleşen IMOB fuarında tüketiciyle buluşturulmuştur. 

 ABİGEM Pencere Proje  kapsamında gerçekleştirilen Mobilya Ahşap Kurutma Tesisi Projemizilimizdeki mobilya üreticilerinin stok maliyetlerini  

azaltarakdaha kaliteli hammadde temini ihtiyacına hizmet edecektir. 

SURİYELİ MÜLTECİLERİN HATAY EKONOMİSİNE ETKİLERİ 

Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 200 bin  Suriyeli misafir yaşamaktadır. Hatay ilinde toplam 403.438 civarı  Suriyeli sığınmacı devletimizin sağladığı imkânlarla barınmakta ve bu Türkiye’deki Suriyeli misafirlerin % 13’üne tekabül etmektedir. 

Başlangıçta geçici olduğu düşünülen ve sonrasında kalıcı bir hal alan Suriyeli Göç dalgası, başta ekonomi, eğitim, iş yaşamı, istihdam, sağlık, güvenlik, yerleşim hayatı, elektrik, şehir altyapısı ve trafik ve sosyo-kültürel hayat dahil olmak üzere pek çok alanda zorunlu ek yükler getirmektedir. 

Suriye savaşı olmak üzere bölgemizde yaşanan gelişmelerin yarattığı olumsuzlukların ekonomik sonuçları ve ilin potansiyelini nasıl bir çıkmaza soktuğunu göstermektedir. 

 İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine (17.08.2017) göre geçici koruma altına alınan Suriyeli yabancıların illere göre dağılımında Hatay 403.438 kişi ile İstanbul ve Şanlıurfa’dan sonra 3. sırada; nüfusa oran açısından %25,94 ile Kilis’ten sonra 2. sırada yer almaktadır. 

Hatay ili, TÜİK İhracat rakamlarında 2004-2011 yılları arasında sürekli bir artışla (654.914.000 $ dan 2.050.554.653 dolara) % 213 artış göstermesine rağmen Suriye kriziyle birlikte yıllar itibariyle azalarak 2016 yılında % 14,9 azalış göstermiştir. 

Ülkelere göre ihracat rakamlarına baktığımızda Suriye, 2015 yılında 2010 yılına göre % 97’lik artış ve 232 milyon ABD Doları ile Hatay ilinin en fazla ihracat yaptığı ülke konumuna yükselmiştir. Bu rakamın büyük çoğunluğu yapılan yardımlardan kaynaklanmakta ve yabancı kuruluşlar veya Suriye vatandaşları aracılığıyla gerçekleşmektedir. 

Suriye krizinden en fazla etkilenen şehirlerin başında Hatay gelmektedir. Hatay Suriyeliler gerçeği ile diğer sınır illeri gibi kriz sonrasında tanışmış değildir. Hatay Suriye sınırı Suriye iç savaşı öncesinde neredeyse sanal bir niteliğe sahipti. Bunun dışında neredeyse her Hataylı ailenin Suriye tarafında akrabası bulunmaktadır.  

Dolayısıyla krizin ekonomik ve toplumsal etkilerinin yanı sıra insani boyutu Hatay’da yoğun olarak hissedilmektedir. Suriyelilerin genelde alt kademelerde çalışma imkanı buldukları ve fırsatları iyi değerlendirdikleri ifade edilmektedir. 

 Öte yandan, yapılan araştırmalarda geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin yaklaşık %40’ının iş piyasasında çalışabilir durumda oldukları değerlendirilmektedir.  

Türkiye ortalamasının üzerinde bir işsizlik oranına sahip olan Hatay ilinde, ( TÜİK 2016 yılı verilerine TR63 Bölgesinde 146.000 işsiz bulunmaktadır)özellikle Antakya ve Reyhanlı gibi bölgelerde yerel halkın da Arapça biliyor olması bu yüzdeyi biraz daha artırmaktadır. Ancak şu anda bilindiği üzere, çalışma yasalarında 1/10 kuralı uygulanmaktadır. Buna göre, işletmeler resmi olarak her 10 Türk sigortalı çalışan için 1 tane Suriyeli istihdam edebilmektedir.  

Durum hem işveren hem de Suriyeli çalışan açısından değerlendirildiğinde ise, çok sayıda kayıt dışı çalışma durumu gerçekleştiği tahmin edilmektedir.  

Çalışma yüzdeleri için resmi bir rakam bulunmasa da, Antakya için mevcut mültecilerin çalışma oranının %20-25 civarında olduğu tahmin edilmektedir ve yukarıda da değinildiği gibi bunun büyük çoğunluğunu kayıt dışı istihdam oluşturmaktadır. 

Bazı işverenler için Suriyelilerin varlığı “ucuz işgücü” bakımından bir avantaj olarak da görülebilmektedir. Bazı sektörlerde ihtiyaç duyulan eleman eksikliğinin, doğal olarak işveren lehine bir ücret karşılığında Suriyeliler tarafından kapatıldığına dair iddialarla sıklıkla karşılaşılmaktadır.  

Başta inşaat olmak üzere Türk çalışanların bir bölümünün aldıkları işleri Suriyelilere yaptırarak yeni bir “taşeronluk” yapısı oluşturmaları sıklıkla karşılaşılan olaylardandır. 

Hatay da Suriyelilerin kurmuş oldukları firma sayıları; Antakya TSO 403, İskenderun TSO 120, Reyhanlı TSO 166, Dörtyol TSO 10, Kırıkhan TSO 5, Erzin TSO 1 firma olmak üzere toplam 625 firmadır. 

Hacettepe Üniversitesi Göç ve  Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürlüğü tarafından hazırlanan 2016 Raporuna göre; 2011 yılından bugüne Türkiye’de resmi rakamlara göre 178.000, gayri resmi rakamlara göre 230.000’in üzerinde Suriyeli çocuk doğmuştur.  

Suriyelilerin önemli bir bölümünü çocuk ve genç yaştakiler oluşturmaktadır. Bu kesim Türkiye’de büyümektedir. 

 Kayıtlı olan Suriyeli sığınmacıların % 60.5’i (1.845.823 kişi) 25  yaş altındaki çocuk ve gençlerden oluşmaktadır. Bunun 262.106’ı  0-4 yaş aralığında, 834 bini zorunlu okul çağındadır. Bu sayının sadece 303 bini eğitim görmektedir. ( Kaynak: Türkiye Göç İdaresi Genel Müdürlüğü) 

 TÜM BU VERİLERDEN HAREKETLE,  

 Ülkemizdeki mülteci sorunlarına yönelik, 'Suriyeli sığınmacı politikası' acilen hayata geçirilmelidir. Suriyeliler konusu, bir toplumsal uyum sorunu olarak ele alınmalı; çalışma hayatı, eğitim, barınma, sağlık, belediye hizmetleri, toplumun alıştırılması gibi alanları düzenleyecek bütüncül bir politika uygulanmalıdır. Tüm bu faaliyetlerin Göç ve Entegrasyon Bakanlığı kurularak, Bu bakanlık tarafından koordine edilmesi, 

 TÜİK’in İl düzeyinde açıkladığı en güncel iş istatistiği 2013 yılına ait buna göre; işgücüne katılım oranlarında Hatay Türkiye genelinde en düşük 13. sıradaki il olmuştur. İşsizlik rakamlarına göre ise 11. sırada yer almıştır. Fakat Suriye savaşından benzer şekilde etkilenmiş olan iller kapsamında düzenlenecek bu sorunlara özgü bir teşvik veya destek programının geliştirilip uygulanması kısa vadede daha hızlı sonuçlar verecektir. Ayrıca, bugünlerde sınır ötesinde yaşanan jeopolitik gelişmelerden kaynaklı sorunların bölgemiz pazarında hissedileceği  aşikardır. 

Bu tablodan hareketle Hatay ilinin 4. Teşvik bölgesinden 5. Teşvik bölgesine alınması tartışmasız genel anlamda orta vadede olumlu sonuçlar doğuracaktır.  

Sanayileşmede en önemli unsurlardan biri de bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarına sahip, yüksek verimi gerçekleştirecek insan gücünün yetiştirilmesidir. Bu sebeple, ülkemize gelen Suriyeli genç işgücünü avantaja çevirerek, sanayinin gelişmesinde bir alt yapı yatırımı olan meslekî ve teknik eğitime gerekli önemin verilmesi zorunludur. 

 

  • Suriyeli sığınmacıların, Türkçe eğitimi, profesyonel beceriler ile güçlendirilmesi, 

  • Sığınmacılara, Mesleki eğitimlerin verilmesi 

  • İşgücü piyasasında aranan niteliklerin kazandırılması 

  • İş arama süreçlerinde destek verilmesi sağlanmalıdır. 

Suriyeli algısının düzeltilmesi de son derece önemli. Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların büyük çoğunluğunun kırsal kesimden gelmesi, onlara bakışı olumsuz etkiliyor. Özellikle sokaklarında dilenen sığınmacılar görüntüsü, toplumun genelindeki Suriyeli algısını şekillendiren unsurlardan.  

 Bu algıyı değiştirmek için, Sosyal faaliyetler vasıtası ile Suriyeli mültecilerin yerel halk ile dayanışma ve diyalog kurmasına aracılık edecek girişimler düzenlenmelidir. 

Antakya Ticaret ve Sanayi Odası, konumu gereği Suriyeli mültecilerin iş piyasasına kazandırılması ve entegrasyonlarının sağlanması konusunda oldukça aktif çalışmaktadır. Alman Sequa Vakfı ve Hayata Destek Derneği (Support to Life) , UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) ile birlikte, hem Suriyeli mültecileri hem de Türk dezavantajlı grupları hedef alan ortaklaşa mesleki eğitimler düzenlenmeye başlanmış ve halen devam etmektedir. Eğitimler Milli Eğitim ile işbirliği içinde düzenlenmekte ve katılımcılar, eğitimler sonrasında sertifikalandırılmaktadır.  

 Mesleki eğitimlerin tümünde Dünya’daki en iyi örnek olan Alman sistemi uygulanmaktadır.  

 Öte yandan, Danimarka Mülteci Konseyi (Danish Refuge Council) ve Doğu Akdeniz ABİGEM ile işbirliği içinde,  hem Suriyeli hem de Türk girişimcilerin yer alacağı bir İş Geliştirme Merkezi (İŞGEM) Projesi hayata geçirilmiştir. 

 

TEŞVİK 

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre geçici koruma altına alınan Suriyeli yabancıların illere göre dağılımında Hatay , İstanbul ve Şanlıurfa’dan sonra 3. sırada; nüfusa oran açısından da Kilis’ten sonra 2. sırada yer almaktadır. İller düzeyinde en son açıklanan 2014 yılı verilerine göre Hatay ili Türkiye genelinde 55’inci sırada yer almaktadır. Suriye savaşının başladığı 2011 yılı ile 2014 yılı kişi başı gelirde Hatay ili Türkiye genelinde 51. sıradan 55. sıraya gerilemiştir.  

TÜİK Hatay’ın ihracat rakamlarında 2004-2011 yılları arasında sürekli bir artışla (654.914.000 $ dan 2.050.554.653 $’a) % 213 artış göstermesine rağmen Suriye kriziyle birlikte yıllar itibariyle azalarak 2016 yılında % 14,9 azalış göstermiştir.  

Geçim kaynağı olarak önemli bir yeri olan Tarım sektöründe çiftçi sayısı 2008 yılından 2016 yılına 39.619 dan 18.349 a, %53,7 oranında azalma göstermiştir. Bu rakam iş gücü piyasasında bir değişimin gerçekleştiğini göstermektedir.  

TÜİK’in İl düzeyinde açıkladığı en güncel iş istatistiği 2013 yılına ait buna göre; işgücüne katılım oranlarında Hatay Türkiye genelinde en düşük 13. sıradaki il olmuştur. İşsizlik rakamlarına göre ise 11. sırada yer almıştır. Fakat Suriye savaşından benzer şekilde etkilenmiş olan iller kapsamında düzenlenecek bu sorunlara özgü bir teşvik veya destek programının geliştirilip uygulanması kısa vadede daha hızlı sonuçlar verecektir. Ayrıca, bugünlerde sınır ötesinde yaşanan jeopolitik gelişmelerden kaynaklı sorunların bölgemiz pazarında hissedileceği  aşikardır. 

 Bu tablodan hareketle Hatay ilinin 4. Teşvik bölgesinden 5. Teşvik bölgesine alınması tartışmasız genel anlamda orta vadede olumlu sonuçlar doğuracaktır.  

 

NAKLİYE, İHRACAT VE SINIR KAPILARI 

Hatay, Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılan kapısı, dünya üretim ve tüketim üsleri arasında geçiş noktasıdır. Hatay, taşımacılık sektöründe Türkiye’nin İstanbul’dan sonra 2. büyük filosuyla 8.807 TIR (çekici) sosyo-ekonomik yapıda ulaştırma sektörünün ön plana çıkmasına sebep olmuşturUluslar arası ve yurtiçi ticari eşya taşımacılığı yapan 2016 yılı sonu itibariyle 267 firma bulunmaktadır. Türkiye’de C2 belgeli firmaların %12’si Hatay da bulunmaktadır. 

TİM verilerine göre Hatay ili ihracatta 2016 yılının ilk 9 ayı ile bu yılın aynı dönemine  oranla % 42 lik bir artış yakalamış durumdayızEylül 2016 da ihracatımız 1.172 milyon $ iken Eylül 2017 dönemini  1.673 milyon dolar ile kapatmış bulunmaktayız 

 

SINIR KAPILARIMIZ 

 

Hatay'ı Suriye'ye ve dolayısıyla Ortadoğu'ya bağlayan sınır kapılarının kapanmasıyla, başta ticaret, ihracat, nakliye ve turizm sektörlerimiz sekteye uğramıştır. Bu nedenle bugün itibarıyla, transit geçişlere kapalı olan Cilvegözü sınır kapımızın , transit TIR geçişlerine açılmasıyla nakliyecilerimiz açısından maliyet düşecektir. Bu sınır kapımızla beraber, günümüzde transit geçişlere kapalı olan ve alternatif olabilecek bir diğer sınır kapımız olan Yayladağı Sınır Kapımızın da güvenlik önlemlerinin artırılıp ve denetimlerin yapılması şartıyla, kapasitesinin arttırılarak, transit TIR geçişlerine açılması, büyük önem arz etmektedir. 

2015 ve 2016 yıllarında 2 milyar doların altına düşen ihracat rakamımızın 2017 yılı sonu itibariyle  hem Cilvegözü sınır kapımızın da  açılması ile tekrar  canlanacağı ve 2 milyar doların üstüne çıkacağı kanaatindeyiz. 

 

NAKLİYE VE RO-RO TAŞIMACILIĞI SORUNLARI 

Suriyedeki iç karışıklıklardan sonra RO-RO şirketlerini ve Türk taşımacısını desteklemek amacıyla 2012 yılında T.C Ekonomi Bakanlığı tarafından gemi şirketlerine araç başına 1.000 $ teşvik uygulaması başlatılmıştı. Söz konusu destek ile Mısır üzeri Roro hattı kurulmuştur.  

Söz konusu teşvik uygulamasının sonraki dönemlerde kaldırılması ile hatta giren gemi şirketleri;  mali yetersizliklerden dolayı, istikrarlı sefer düzenleyemeyerek, faaliyetlerini durdurmak zorunda kalmışlardır. 

Tüm bu sorunlar ve zorunluluklar Hataylı nakliyecilerin bir araya gelerek “HATAY RORO”yu kurmalarına ve kendi göbek bağlarını kesmeye zorlamıştır.  

Günümüzde 63 Uluslararası nakliye firması 2500 tır kapasitesi ile Hatay Roro coğrafyaya hizmet etmektedir. Süveyş kanalının transit geçilmesi ile transit süre 3 güne düşmüş ancak maliyetlerin artmasından ötürü kapasitede her geçen gün düşüş yaşanmaktadır.  

Şu an Türk ihracat ve lojistiğini Ortadoğu'ya bağlayan tek Roro hattının devamını sağlayabilmek için 2012 yılında T.C Ekonomi Bakanlığı tarafından verilen 1000 $ lık desteğin 1500$ olarak tekrar hayata geçirilmesi veya Süveyş kanalı üzerinden yapılan taşımacılığın en az %50 oranında desteklenmesi bölge ve ülke lojistiği için oldukça büyük önem arz etmektedir. 

 

Yarı Mobil X-Ray Talebi 

İskenderun limanında X-Ray problemi yaşanmaktadır. Gümrük Bakanlığı’mızdan talep edilen yarı mobil X-Ray ivedi İskenderun Limak ve Assan Limanlarına gönderilmesi Roro sevkiyatlarında beklemelerin önüne geçecektir.  

Çıkış ve Giriş gümrüklerinde çalışan Tarım Bakanlığı elemanları 8 saat esasına göre çalışmaktadırlar. Dolayısıyla mesai sonunda gelen araçlar sonraki güne beklemektedir. Bu durum iş kaybına Ve gümrüklerde aşırı yoğunluklara sebebiyet vermektedir. Bu elemanların 7/24 esasına göre çalışmaları gerekmektedir.  

Lübnan'a taşıma yapan araçlar dönüşlerinde 3. Ülkelere Lübnan ülkesi taşıma mevzuatı gereği yük alamamaktadırlar Bu yükleri Lübnan plakalı araçlar yapmakta şayet bu araçların gidemediği ülke var ise Taşucu gümrüğünde Türk plakalı araçlara aktarma yapılmaktadır.  

Başta Kapıkule ve Sarp sınır kapısı olmak üzere çıkışta Ve girişte gümrüklerde aşırı beklemeler söz konusu olmaktadır.  

Ortadoğu ülkelerine İskenderun Gümrüğünden yapılan ihracat taşımalarında kaçakçılık yönünden yük kontrolleri daha sıkı yapılmalıdır. Kaçakçılığın önlenmesi adına daha sıkı önlemler alınmalıdır" diyerek sözlerini sonlandırdı.